15 Ağustos 2009 Cumartesi

Mehmet Vehbi ÇELİK veya Konyalı Mehmet Vehbi Efendi (1861-1949)

Mehmet Vehbi ÇELİK (1861-1949)

Hulâsatü'l-beyân adlı tefsiriyle tanınan son devir din âlimi ve siyaset adamı.

1861 yılında Hadim'in Kongul Köyü'nde doğmuştur. Babası, ulemâdan Çelik Hüseyin Efendi'dir İlk tahsilini köy mektebinde Anbarlızâde Mehmet Efendi'de görür. Tomakzâde Mehmet Efendi'de Emsile, Bina okur. 1877'de Hadim Medresesi'ne kaydolur. Burada Hafız Ahmet Efendi'de Sarf ve Arapça dersi alır. Hocası, Bardas (Karaman) Köyü Medresesi'ne müderris olunca onunla beraber gider. 1879'da Hadim Medresesi'ne geri dönen Mehmet Vehbi, bir yıl sonra Konya'da Şirvaniye Medresesi'ne girer. Konya Müftüsü Hacı Hüseyin Efendi'den (Kadınhanlı) Molla Câmî, Tavaslı Osman Efendi'den Fıkıh ve Usûl derslerini alır.
27 yaşında iken 1888'de, ders okutup icazet vermeye başlayan Mehmet Vehbi; gösterdiği liyâkat üzerine Konya Valisi Ferit Paşa tarafından Mahmudiye Medresesi'ne müderris tayin edilmiştir. Bu arada daha önce bahsedildiği gibi Ali Gâv Türbesi Türbedârı Mehmet Nesîb Dede'nin vefatı üzerine " bâ-irâde-i âliye " türbedarlık, Hadimli Mehmet Vehbi'ye tevcih edilir. Ardından imâ met görevini de üstlenir. Müderrislik görevi, " İrâde-i âliyye" ile 10 Aralık 1911 de yenilenen Mehmet Vehbi'ye, bu vazifeden dolayı aylık 150 kuruş maaş bağlanmıştır. 1901'den itibaren iki yıl Konya Hukuk Mahkemesi reisliği görevini de yürütmeye başlayan Mehmet Vehbi, hattat Topçu zâde İsmail Hakkı Efendi'nin ( 1919) kızı ile evlenir.
Şeyh Sadreddin Konevî imareti, Sarı Hafi Medresesi ve Konya Hukuk Mektebi'nde dersler verir fakat en uzun süre ders verdiği yer Mahmudiye Medresesi olur.
Siyasî Hayatı
Ulemâdan Hadimli Mehmet Vehbi, II. Meşrutiyetin ilânından sonra yapılan seçimlerde I.Dönem Konya Milletvekili olarak İstanbul Meclis-i Mebusanı'na seçilerek Aktif siyasî hayatın içine girer.
Mondros Mütarekesi'nden sonraki rehavet devri; Yunan'ın İzmir'e çıkma¬ sı ile sona ermiştir. Millî duyguyu galeyana getiren o ortamda Mehmet Vehbi Millî Kuvvetler lehine konuşmalar yapar. Bazı subaylarla temasa geçer. Bun¬ dan ürken Vali Cemâl Bey. Hoca'yı göz hapsine alır. Fakat o; yılmaz. İlgilileri uyarmaya devam eder.
Konya'nın hareketli zamanlarıdır. Kafalar bulanık, doğrular eğrilere karıştırılmış, daha da önemlisi hizip-parti çekişmesi millî bütünlüğü gölgeler hale gelmiştir. Aslında 1908'den bu yana ekilenler biçilmektedir. Ama yanlış zaman ve ortamda. bazılarınca Birinci Konya İsyanı, diye değerlendirilen iç kaynaşmalar vardır. Fahrettin Paşa (ALTAY), halkı aydınlatmak üzere ü kişiye gider: Vehbi Efendi. Fakı Efendi ve Rıfat Efendi.. Ulemâdan bu üç zatı görevlendirir. Gösterilen çabalar sonucu olarak da Şakalak Köprüsünde jandarma devriyesine ateş açma (5-6 Mayıs gecesi) ve hapishane ayaklanması dışında bir olay meydana gelmez. Bunlar da bastırılır. Vehbi Hoca ve arkadaşları halkı irşatta başarılıdır.
Ferit Paşa'ya bağlı Millî Mücadele'ye menfî tavır alan bir kaç validen biri olan Cemâl Bey, Sivas Kongresi'ne delege göndertmemiştir. Bunun üzerine Konya'ya gönderilmesi kararlaştırılan Refet Bey'in, kuvvet toplayarak Konya'ya geldiğini öğrenen Cemâl Bey, telaş kapılarak mahkumları silahlandırır. fakat Konya halkı direnmek yerine milli kuvvetlerin safına geçmesi üzerine cemal bey Konya'yı terk edip İstanbul'a kaçar. Cemal Beyin yerine Hadimli Vehbi ( ÇELİK) vali vekili tayin edilir.
Bir yandan da meclisteki görevine devam eder. Meclis oturumlarında zaman za¬man söz alır, Ona göre devlet dairelerinde "ne kadar memur azalırsa o kadar iş ileri" gidecektir. "Bir dairede memurun çokluğu, işin ileri gitmesini icap" ettirmez. Bu açık bir gerçektir. Üstelik merkezde 7-8 bin lira fazla varken Hadim'de 200 kuruşa hizmet eden memurlar göz önüne bile alınmamıştır.İstanbul'da, han memur politikasının günümüzde de devam eden yanlışlığını, hem de taşra gerçeğini dile gerilen Mehmed Vehbi; 1911 'den sonra Konya'ya döner.
Konya'ya dönüşü ile medreselerde yeniden ders okutmaya başlar.Öğretmenlik görevlerinin yanında yazmayı da ihmal etmez.1908 yılında yayımlanan bir makalesinde İslâm Dini'nin nasıl yüceltileceği, doğuda ve batıda nasıl doğru anlaşılması gerektiği üzerinde durur. Ona göre "insanların hak olan bir şeye itirazları ancak hakikâti bilmediklerinden ileri" gelmektedir. "Hakikâtini bilince ise eski itirazından dolayı pişman olmayan zaten insan değildir. Ama buna karşılık; dinin esası gibi, esas dindenmiş gibi bazı cahil anlatıcıların söylediği gayr-i meşru maddelerle mücadele edilmelidir.
Makalesinde ileri sürdüğü fikirleri tatbik etme yoluna koyulur ve tefsirini yazmaya başlar. ve eserini 1915 yıllında 15 ciltte tamamlar.
I.Dünya Harbi, koca Osmanlı Devleti'ni madden ve manen bitiren yola girmiştir. Muhtemelen bir yenilgiye karşı Enver Paşa ve Teşkilât-ı Mahsûsa (Osmanlı İstihbarat Teşkilâtı) tedbir alma lüzumunu duymuşlardır. Onun için belli merkezlerde silâh, cephane ve asker-yönetici hazırlığı yaparak millî varlığımızın yok edilmesine karşı 1916'larda çare düşünülmüştür. Bu doğrultuda "Konya'da Veled Çelebi (İZBUDAK) ve Hadimli Vehbi Hoca", "asker-sivil gerilla kadrosunun seçkin unsurları" arasına alınmıştır.Ama hükümet valisiz, makam boştur. Bu durum, endişe doğurur. 26 Eylül 15/1919 Cuma günü ulemâ, tüccar ve esnaf temsilcileri Müftü Ali Rıza E fendi (Kadınhanlı) başkanlığında toplanır. Edip Bey (ŞAKRAK) ve Ömer Vehbi Efendi'nin teklifi İle Mehmet Vehbi Efendi, oybirliği vali vekili seçilir.
Halk "âdeta modern ve ideal bir usûl ile, kendi iradesine dayanarak seçimle bir vali vekili tayin" etmiştir. Vali Vekili Mehmet Vehbi, ilk iş olarak; işgal kuvvetleri komutanı ile görüşerek, asayişin sağlanacağını, fakat şehrin işgaline girişildiği takdirde buna silâhla karşı konulacağım bildirir. Bu haksız yere tutuklananlar ve hapsedildiler serbest bırakılır Kısa süren vali vekilliğinde (26 Eylül 1335/1919-28 Teşrinievvel(Ekim) 135/1919) Mehmet Vehbi, ikinci önemli icraatını da gerçekleştirir. 8 Ekim 919'da Konya ileri gelenlerini hükümet binasında toplar. Sivas Kongresi kararlarının Konya'da uygulanacağını açıklar. Bunun için önce Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Konya Şubesi'nin oluşturulması gerekmektedir. Toplantıya katılanlardan 30 kişi seçilir. Onlar da kendi içlerinden 10 kişimi Seçerek Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Yönetimi'ni oluştururlar.
Mehmet Vehbi'nin vali vekilliği; İstanbul Hükümeti'nin Kuvay-ı Milliye ileri gelenleri ile anlaşarak, Konya'ya Suphi Bey'i vali tayin etmesi ile sona erer.
Mehmet Vehbi, vali vekilliğinden ayrılır. Fakat Millî Mücadele'nin kazanılması için halkı uyarı ve harekete geçirme faaliyetleri devam eder. Zaten bu aylar Konya'nın hareketli zamanlarıdır. Mitingler düzenlenir. Hadimli, 15 Ocak I920'de düzenlenen Konya Mitingini'nin tertip komitesi içindedir. Mitingde heyecanlı bir konuşmada yapar.
Bu arada Mehmet Vehbi, Meclis-i Mebusan'a dördüncü dönem Konya Milletvekili olarak seçilir. 12 Ocak 1920'de toplanıp 18 Mart 1920'de çatışmalarına ara veren Son Osmanlı Meclisi'ndeki 5 Konya milletvekilinden biridir. Zaten bu mebusların üçü müderristir.
Mehmed Vehbi, orada da aktiftir. Mebuslar Meclisi, İngilizler tarafından işgal edilince, temsilen Meclis Heyeti olarak yanına Rauf Bey (ORBAY), Balıkesir Mebusu Abdülaziz M. Efendi (TOLUN) ile birlikte Padişah Mehmet Vahideddin'i ziyaret ederler. 16 Mart 1920 tarihinde padişaha: " Şevketmeâb, millet azimlidir. Vatanı da sizi de kurtaracaktır ."der. Vahideddin ise, "Hoca...Hoca..sözlerinize dikkat ediniz. Bu adamlar isterlerse yarın Ankara'ya girerler'" der Bunun üzerine Abdülaziz M. Efendi, eliyle sarayın penceresinden gözüken düşman donanmasını işaret ederek: "Bu kafirlerin kudreti şu denizdeki toplarının menzili içindedir. Millet demir gibidir. Onu yıkamayacaklardır." cevabını verir. Mehmet Vehbi ise ayakta ve heyecanla, " millet yurdunu son damla kanına kadar müdafaa edecek ve cenabı-ı Hak'ın inayeti ile muzaffer olacaktır , Padişahım...Buna itimat ediniz." deyince Rauf Bey, arkadaşlarını doğrular: "Hoca Efendiler, zat-ı şahanelerine hakikati arz ediyorlar.."
Padişahın cevabı, konuşmaların seyrine pek uygun değildir. Anlatıldığına göre: "Bu millet koyun sürüsü.. Bir çoban lâzım. O da benim." der. ve ayağa kalkarak görüşmelere son verir. Vehbi Hoca, sarayı terk ederken arkadaşlarına. "Bu adam nefsini ıslah etmezse âkıbeti fenadır" der. İlginçtir, Millî Mücadele kazanıldıktan sonra Sultan Vahideddin'in tahttan indirilme fetvasını, 1922'de Şer'iye ve Evkaf Vekili olarak Vehbi Hoca verecektir .
İstanbul'un işgalinden sonra Mehmet Vehbi Ankara'ya geçer. Nisan 1920 başında Refet Bey'in beraberinde getirdiği n Konya heyeti ile görüşür. İçlerinde vali. belediye başkanı, müftü, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti ve muhalifleri, komutan Fahrettin Bey'in de bulunduğu heyetle birlikte Konya'ya döner. Ardından 1920'de açılan TBMM'ne Konya Milletvekili olarak katılır. Ankara-Konya ve cepheler arasında âdeta mekik dokuyarak uğraşan meclisin faal üyelerindendir
22 Haziran 1920'de Yunan ileri taarruzu üzerine mecliste şiddetli tartışmalar çıkar. Cepheyi ziyaretten birkaç gün önce dönen Mehmet Vehbi, meclise moral aşılar: " Arkadaşlar, gidiniz de cepheyi, vatan ve milleti uğruna şehâde şerbetini içmeye azmetmiş kahramanları, onların sarsılmaz imanlarını görünüz. ordunun maneviyatı da kuvveti de yerindedir ve er-geç düşman mağlup olacaktır." der. Bu heyecanlı nutukla meclis sükunet bulur.
Konuşmalarını, güçlü bir mantık ve yerinde tespitler üzerine İnşa etmektedir. 5 Temmuz 1920'de yaptığı konuşmada, asker kaçaklarının çokluğuna dikkat çekerken, sebeplerini de ortaya koyar ve tedbir alınmasını ister.
….
Mehmet Vehbi, zaman zaman Reis ve İkinci Reis Vekili olarak meclis oturumlarını idare etmiştir. Yeri geldikçe, günümüzde de baş ağrıtan konulara değinir. Milletvekili maaşlarının artırılması meselesi bunlardandır. Mecliste bu doğrultuda bir teklif 08 ocak 1921 tarihinde görüşülürken o tam tersini savunur. Kendisi de milletvekili üstelik maaşla geçinen birisidir. Ama maaşın artırılması yerine "yarıya indirilmesini" ister. Milletvekillerini "zaruret çekmeye, kanaat etmeye" çağırır. Çünkü millet Öyledir. Durum iyileşince o zaman başka bir şey düşünülebilecektir.
22.01.1337 tarihli konuşmasında ise gayr-i Müslimlerin durumunu ele alır. Bu ülkede vergi veren, ölen, vatan için işini, yuvasını terk edenler Müslümanlardır. Gayr-i Müslimler ise evlerinden ayrılmamakta, işlerine devam etmektedirler. Giderekten onlar, nüfus olarak Müslüman kitle aleyhine çoğalacak hatta ülkeye hakim olacaklardır. Zaten mevcut zenginler onlardır. Öyleyse gayr-i Müslimler de maddî yönden vergilendirilmen, vermeyenler evlerinden Müslümanlar gibi uzaklaştırılarak yol vb. bayındırlık işlerinde çalıştırılmalıdırlar
…..
Mehmet Vehbi, dolaylı da olsa basınla ilgili bir yaraya da parmak basar. Londra Konferansı öncesidir.
(4.2.1337/1921 tarihli 2 celse). Kamuoyu oluşturulması gerekmektedir. Konuşmasında, davetsiz gitmeyelim ama gazetelerde yazılar çıkartalım, der. Çünkü gazeteler, özellikle "Tan, bir makaleyi beş yüz liraya yazmaktadır
Meclis'e başkanlık ederken Men'-i Müskirat (içki yasağı) Kanunu ile ilg ili olarak "haddi şert “ denilen dayak cezasının kabulünü teklif eden Mehmet Vehbi, sadece politik kaygıları göz önünde tutarak düşünen birisi değildir. 14.10 1338/1922 tarihli görüşmede milletvekillerinin aylıktan ayrı olarak harcı rah alırken "donu yırtık, ayağı yalın, başı açık, üzerinde yüz yerinde yaması olan kadınları" düşünmelerini ister.
Vahideddin'in hal fetvasını veren Mehmet Vehbi, aynı sultanın Türkiye'yi terk etmesinden bir gün sonraki 18.11.1338/1922 tarihli 5. gizli celse görüşmelerinde "Hilafet'le ilgili düşüncelerini açıklar. Halifenin ne yapması gerektiğini, görevlerini sayar. Aynı zamanda bu sıra Şer'iye Vekili de olan Mehmet Vehbi'nin görüşü şudur: "Halife dünyayı imara çalışacaktır. Şeriatın hükümlerini uygulamaya mecburdur. Mazlumun intikamını zalimden almaya güç yetirecek, âlim, müctehid, sahibi rey ve tedbir olacaktır. Şecaat, besâlet (kahramanlık-yiğitlik) sahibi olacaktır. Bu şartları taşıyan kimse yoktur. Müslümanlar için bîr halifeye biat da lâzım ve vaciptir. Geciktirilmesi de caiz değildir. Öyleyse bir halife seçilir o da şer'î vazifesini meclise devreder. Meclis vasıtası ile gördürebilir." Böylece Mehmet Vehbi, bir din adamı olarak günün şartları ile uyum sağlayacak çözümler ortaya koymaya çalışmaktadır.
Mehmet Vehbi'nin, meclis çalışmaları ve milletvekilliğinde
kendine has bir tutarlılık vardır. O, "meslek sahibi, karakterli bir din adamıdır. Yalnız din işlerini değil, dünya işlerini de yakînen takip ederdi. Mecliste maliyeye dair görüşmelerde mutlaka söz alır konuşurdu O, inancı ve kanaati hiç bir yer¬de sarsılmayan eski medrese ulemâsının o devirde canlı bir timsalindir. "Vehbi Efendi, kelimenin bütün manâsıyla milletin vekili idi. Hürriyet-i fikriye ve kanaat-i vicdaniye sini hiç bir menfaat karşılığında feda etmeyecek derecede karakter sahibi idi. Hiç kimsenin tesiri atanda kalmaz, hiç bir bloğa katılmazdı.'* 8
Mehmet Vehbi, meclisteki çalışmaları yanında, vekili bulunduğu Konya'yı ihmal etmemiştir. M. Kemâl, Rus Elçisi Aralof Yoldaş, Azerbaycan Elçisi İbrahim beyin de hazır bulunduğu Nalbant Mektebi diploma töreninde Hadimli Mehmet Vehbi Efendi de vardır. O da diploma verir Bu törenden üç gün sonra Mustafa Kemâl. Vali Vekili Mustafa Abdülhâlık (RENDA). Mehmet Vehbi, Kâzım Hüsnü ve Samsun Milletvekili Nazif Bey'ler şerefine bir öğle yemeği verir. Bundan Mustafa Kemâl'in nazarında itibarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Mehmet Vehbi, cepheyle teması hiç kesmemektedir. Yanında yukarıda adı verilen iki milletvekili (Kâzım Hüsnü. Nazif Bey) ve Maarif Müdürü Ferit Bey (UĞUR) olduğu halde Akşehir'e gider. On güne yakın bir ziyaretten sonra dönerler, Babalık, hem gidişini hem de dönüşü haber olarak vermiştir
Son Şer'iye ve Evkaf Bakanlarından olan Mehmet Vehbi'nin Mart 1923'ten itibaren TBMM Gizli Celse Zabıtlarında konuşmasına rastlanılmaz. Çünkü 15 Nisan 1923'te bakanlıktan sonra Birinci Meclis'in feshe¬ dilmesi ile geri dönmemek üzere milletvekilliğinden ayrılmıştır. Kendi tefsirin de; "bazı sebeplerle Şer'iye Vekilliği'nden çekilen Mehmet Vehbi'nin, bir süre siyaseti bırakıp" Ankara'da kaldığı yazılıdır. Ama "sebep" açıklanmamıştır. "
Ankara'da siyasetten yeni çekildiği sıra Şemsettin Günaltay'ın teşviki ve Konyalı Hacı Kaymak zâde Hacı Mahmut ve oğlu Kasım Efendi'nin maddî desteği ile 15 ciltlik tefsirini bastırmış daha sonraki yılarda siyasetten uzak kendi halinde bir hayat sürmüştür.
88 yaşlarında iken 27 Kasım 1949'da vefat eden Mehmet Vehbi, Musalla Kabristanı'na gömülmüştür.
Şahsiyeti
Ciddi, vakur bir zattır. Kuvvetli bir irade sahibidir. Şer'iye ve Evkaf Vekili iken, vekâletin makam arabası olan resmî atlı arabaya bir gün bile binmemiş ve milletvekilliğinde olduğu gibi bakanlığında da, evi ile meclis 3 km. mesafede olmasına rağmen; her gün yaya gidip gelmiştir.
Bakanken ne sarığında ne de giydiği mest ve lastiğinde en küçük bir değişiklik yapmamıştır. Her zaman siyah veya siyaha yakın koyu renk elbise giymektedir. Orta boylu, tıknazca ve soğukkanlıdır. Bir gün bile hasta olarak yatağında yattığı görülmemiştir.Sevdikleri ile şakalaşmaktan hoşlanırdı. Sohbetleri tatlı ve nüktedandır.
30 yaşından sonra nargile içmeye alışıp, tiryakisi olmuştur. Tren ve diğer yolculuklarında nargilesini yanında taşırdı. Tiryakisi olduğu halde bazen iradî olarak 6 ay içmezdi.
Siyasetten çekilince Konya'da bir çeşit inziva hayatı yaşamıştır. Yeğeni Dr. Muammer Çelik'in bildirdiğine göre Atatürk'ün emri ile Ali Gâv (Mahmudiye) Medresesi ve bahçesi kendisine yazlık ikâmetgâh olarak tahsis edilmiştir,
Yazları bu bahçede geçirmiş ve 1944'te buradan ayrılmıştır. Kışları ise Tercüman Mahallesi'ndeki evinde kalmıştır. Son günlerini evinde, mescidinde mütalaa ile geçirmiştir. Arada bir çarşıya iner, tüccar oğlu Fevzi Çelik'in dükkanındaki koltuğuna oturup dostları ile görüşüp ziyaretçilerini kabul eder, nargilesinden de 1-2 nefes çekerdi.
Eserleri
Mehmet Vehbi'nin bilinen eserleri şunlardır:
• Hulasatü'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'an.
• Akaid-i Hayriye (Arapça ve Türkçe basılmıştır.)
• Ahkâm-ı Kur'âniye {500 sayfalık, basılmıştır.)
• Sahih-i Buhârî-Tecrîd-i Sarih (9 Cilt 5.000 sayfalık bir eserdir.)
• Siyasî Hatıralar (basılamamıştır.)
Mehmet Vehbi, eserleri kadar ülkeye bir çok talebe yetiştirmiş birisidir. Eğitimci Osman Zühdü Efendi (1881-1956), Bardaslı Hacı Hasan Efendi (1882-1961) Mehmet Hilmi Kağnıcı Efendi (1877-1957) Halil Efendi bunlardan bir kaçıdır .

YARARLANILAN KAYNAKLAR :
ARABACI, Caner Osmanlı Dönemi Konya Medreseleri (1900-1924 ) Konya, ,1994.s.321-339
Mehmet Vehbi ÇELİK'in biyografisi , Caner ARABACI'nın Osmanlı Dönemi Konya Medreseleri (1900-1924 ) isimli kitabından iktibas yapılmıştır .